20 Aralık 2016 Salı

Yakaran Gönüller - İmam Ebu’l-Hasen eş-Şâzilî (K.S.) el-Hizbü’l-Kebîr Türkçe Meali

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla

Efendimiz Hazreti Muhammed’e, paklardan pak, temizlerden temiz ehl-i beytine, her biri bir kerem ve iyilik timsali olan ashâb-ı güzîninin hepsine salât ve selâm olsun. “Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman onlara: ‘Selam sizlere!’ de! Rabbiniz merhameti Kendi Zâtına temel bir ilke edinmiştir. Sizden kim bilmeyerek bir günah işler de sonra ardından tevbe eder ve hâlini düzeltirse O’nun da Ğafur ve Rahîm (çok affedici ve merhametli) olduğunu bilmelidir.” “Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. O’nun nasıl çocuğu olabilir ki Kendisinin eşi de yoktur. Gerçek şu ki; her şey O’nun mahlûkudur ve O her şeyi hakkıyla bilir. Rabbiniz Allah, işte bu vasıflara sahip olan Yüce Zâttır. O’ndan başka ilah yoktur. Her şeyi yaratan O’dur. O hâlde yalnız O’na ibadet edin. Her şeyin yönetimi O’nun elindedir. Gözler O’na erişemez. O’nun ilmi ise bütün gözleri ihata eder. (Gözlerin görmediği her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan) Latîf ve Habîr O’dur.” “Elif Lâm Râ” “Kâf Hâ Ayn Sâd” “Hâ Mîm. Ayn Sîn Kâf” “Ya Rabbî, adaletle hükmünü ver! Rabbimiz Rahman’dır, sizin bunca isnad ve iftiralarınıza karşı yegâne müsteandır.” “Tâ Hâ. Kur’ân’ı sana, meşakkat çekip, bedbaht olasın diye indirmedik. Yüce gökleri ve yeri yaratan tarafından onu, Yaratana saygı duyanı uyaran, irşad eden buyruklar hâlinde tedricen indirdik. O, Rahman’dır (Sonsuz merhamet ve şefkat sahibidir.), arşa çıkmış, (Hükmünü yürütmüştür). Göklerde ne var, yerde ne varsa O’nundur. Bu, ikisi arasında olan, yerin altında olan da O’nun’dur. İster yavaş konuş, ister açıktan, O’na göre birdir. Zira O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. O’dur Allah, O’ndan başka yoktur ilah. En güzel isimler ve vasıflar O’nundur.”

Ey açık-gizli her şeyi görüp bilen Allahım! Sen en iyi bilirsin ki, ben cehaletle ma’ruf, Sen de ilimle mevsufsun. Ya Rab, ne olur ezelî ilminle bildiğin bu hâlime rahmetinle muamele et ve beni cehaletten kurtar. Ya Allah, ya Mâlik, ya Vehhâb! Hakkımızda Senin hoşnutluğuna vesile olacak nimetlerinden bize de mevhibelerde bulun. Bizi, her zaman fitnelerden koruyacak (manevî) urbalarla donat. Nezd-i Ulûhiyetinde, bizim için noksanlık sayılan her türlü masiva kirinden bizleri arındır. Ya Allah, ya Aliyy, ya Azîm, ya Kebîr! Vicdanlarımıza yalnız Sana muhtaç bulunduğumuzu duyur ve bizi varlığa karşı ihtiyaç alâkalarından kurtar. Bize fakirlik ve zenginlikten hakkımızda hayırlı olanı ve Senin dostlarına yaraşanı lutfet Allahım! Her nefesimizde, yaşadığımız her lahzada bizi günahlardan koru. Senin kapıkulların olduğumuzu ve kulluk şuuru içinde hareket etmemiz gerektiğini lütfen ve keremen bize her zaman hatırlat. Bizi, yaşarken kâmil olarak yaşamamıza, Sana gelirken de kâmil olarak gelmemize vesile olacak Senin rahmet yağmurun olan ledünnî meârif ile feyizlendir.

Ey azamet tahtının biricik Sultanı! Hamd ü senalarla övülmeye, tekbîr u temcîdlerle şanının yüceliği her zaman ikrar edilmeye layık yegâne Rab Sensin. Dilediğini dilediğin gibi gerçekleştirmeye muktedir olan da yalnız Sensin. Sürurumuzun da hüznümüzün de ne ile, niçin ve nasıl olduğunu en iyi Sen bilirsin. Bizim hakkımızda gerçekleşecekler de, bizden sâdır olacaklar da hep Senin hükmündür. Hükmün de Senin muradına uygun şekilde gerçekleşir. Onun gerçekleşmemesini istemek bizim için sû-i edep sayılır. Biz, sadece en seçkin kulların olan peygamberlerini ve onların izinde yürüyen dosdoğru ve mümtaz kullarını te’yîd buyurduğun gibi bizleri de nezdinden bir ruh ile desteklemeni dileriz. Hiç şüphesiz Sen her şeye kâdirsin.

Ey gökleri ve yeri yaratan, hem şehadet hem de gayb âlemlerini bilen Ulu Allahım! Kulların arasında olup biten meselelerde hükmü sadece Sen verirsin. Müjdeler olsun o kimseye ki, Seni bilip tanır ve hükmüne rızadâde olur. Yazıklar olsun o kimseye ki, Senin marifetinden mahrumdur. Hayır hayır, yazıklar olsun asıl o kimseye ki, Seni tanıyıp bildiği hâlde verdiğin hükümlere razı olmayıp isyan deryasına yelkenler açar.

Ey her işini hikmetle icrâ eden Hakîm-i Mutlak! Sen bir topluluk hakkında zillet hükmü verdin, onlar azîz oldular. Tabii Senin gözettiğin hikmete mebnî izzet buldular. Onlar hakkında yoklukla hükmettin, onlar varlığa erdiler. Elbette Senin rahmetinle varlığa erdiler. Ya Rab! Biz Senden, Senin mukaddes teveccüh ve nazarına mâni olacak izzete bedel, rahmetinin iltifatlarına vesile olacak bir zillet; Seninle aramıza perde gibi girecek bir zenginlik yerine de, muhabbetinin nurlarını celbedecek bir fakirlik dileriz. Hiç şüphe yok ki, Senin sevgine mazhar olanlar saadete erer, dizginlerini masivaya kaptıranlar da şekâvet derelerine yuvarlanırlar. Bizi saîdlere lutfettiğin mevhibelerinden hissedâr eyle Allahım ve şakîlerin düşe kalka yürüdükleri patikalara uğratma.

Allahım! Bildiğimizi zannettiğimiz zararları, bildiğimizi zannettiğimiz yollarla üzerimizden savmaktan bile aciz kaldık. Hâl böyle iken, bilmediklerimizi nasıl savarız? Emreden de, nehyeden de Sensin. Emir ve yasaklarını gözetmelerine göre kullarını medheden de, zemmeden de yine Sensin. Sen kimi ıslah buyurursan o salih, kimi de -işledikleri günahlar yüzünden- dalâlete atarsan o da yoldan çıkmış bir müfsit olur. Bahtiyardır o kimse ki, Sen onu istemeden iğnâ edersin. Ve bedbahttır o insan ki, sürekli istemesine rağmen Sen onu mahrum bırakırsın.

Allahım! Bizi de fazl u ihsanlarınla, istemekten müstağnî kıl. Devamlı isteyip durduğu hâlde mahrumiyet yaşayanlardan eyleme. Bizi mağfiret buyur ey gücü her şeye yeten Kudreti Sonsuz!

Ey yakalayıp derdest etmesi pek çetin, Kendisine hiçbir elin ulaşmadığı, hiçbir gücün yetişmediği Hâkim-i Mutlak Cebbar, ey her şeyi kendi iradesine râm eden Kahhâr ve her şeyi yerli yerinde vaz’eden Hakîm! mahlûkatının şerlerinden, yarattıklarının zulmetinden, nefislerin tuzaklarından, hasetçilerin kötülüklerinden Sana sığınıyoruz. Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) dilediği gibi, biz de Senden dünyada ve âhirette izzet diliyoruz. Bize dünyada iman ve marifet izzeti, âhirette de likâ (kavuşma) ve müşâhede izzeti ver. Muhakkak ki Sen her şeyi işittiğin gibi bizim dileklerimizi de işitir ve onlara icabet edersin. Zira Sen her şeye her şeyden daha yakınsın.

Allahım! Her nefeste, her göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede, her lahzada ve Senin ezelî ilminde malum olan, gökler ve yerler sâkinlerinin her göz kırptıkları zaman diliminde Sana Âyetü’l-Kürsî ile teveccüh ediyorum. “Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilah yoktur. Hayydır, Kayyûmdur kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.” Senin nimetlerinin sınırsızlığına, kerem ve cömertliğinin hudutsuzluğuna, nurunun kemâline kasem ediyor ve Senden, bize meşîet, kudret ve ilim dairen içerisindekilerin en hayırlılarını lütfetmeni ve her türlü şerre karşı bizi koruyup kollamanı diliyoruz. Dinî hayatımızı kemâle, üzerimizdeki nimetlerini de tamama erdir. Bizi apaçık ve tastamam bir hikmet ile lütuflandır. Rızana muvafık temiz bir ömür sürmeyi ve güzel bir ölümle huzuruna varmayı nasip et. Ruhlarımızı bizzat kabzet. Yüce Zâtının nuru, kudretinin azameti ve fazlının güzelliğiyle, berzahta, öncesinde ve sonrasında Seninle aramıza başkalarının girmesine müsaade etme. Sen her şeye kâdirsin. Ya Allah, ya Aliyy, ya Azîm, ya Halîm, ya Alîm, ya Hakîm, ya Kerîm, ya Semî’, ya Karîb, ya Mücîb, ya Vedûd! Dünyadan ve kadınlardan gelen fitnelerin, gaflet ve şehvetin, insanlara zulmetmenin, kötü ve çirkin ahlâkın semtimize dahi sokulmasına ne olur müsaade etme. Mağfiret buyurup günahlarımızı yarlığa. Lütfunla ihtiyaçlarımızı karşıla. Kötülük ve zarar bulutlarını üzerimizden kaldır. Sinelerimizi gam ve kederden arındır. Bize çıkış yolları ihsan buyur; buyur ki, hiç şüphesiz Sen her şeye gücü yeten Kudreti Sonsuzsun. “Ya Allah! (3 defa)” Ya Latîf, ya Razzâk, ya Kaviyy, ya Azîz!

“Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O’nun yanındadır.”

Allahım! Sen dilediğinin nasibini bollaştırır, dilediğin kimsenin payını da daraltırsın. Bizi Senin rahmetine ulaştıracak nasibimizi bollaştır Allahım! Bize şefkatinle muamele buyur ve bizi azabından koru. Hilmini göster ve affınla sarıp sarmala. Dostlarının âkıbetlerine saadet mührünü vurduğun gibi bizim âkıbetimizi de mes’ûd eyle. En hayırlı ve en bahtiyar günlerimizi Sana kavuştuğumuz günler eyle. Dünya hayatımızda bizi şehvet ateşinden koru. Fazlınla muamele buyurup rahmet meydanlarına al bizi. Nurundan ismet (günahlardan sıyanet) libasları giydir bize. Aklımızı, ruhumuzu ve nefsimizi Sana kulluğumuzda her zaman bizimle beraber eyle. “Ta ki Seni daha çok tesbih ve tenzih edelim. Ve Seni daha çok analım. Aslında Sen bizim bütün hallerimizi hakkıyla görmektesin.” Bize müşahede ile beraber mükâleme lutfet. Kulaklarımızı ve gözlerimizi aç. Biz zaaflarımızın muktezası olarak Seni unutursak, ne olur, Sen bize unutma muamelesi yapma ve Seni en güzel andığımız zamanlarda nasıl anıyorsan bizi, unuttuğumuz zaman da öyle an. Biz isyan etsek de sen merhamet et. İtaat ettiğimizde nasıl merhamet ediyorsan, isyanda bulunduğumuzda da öyle merhamet et. Gelmiş geçmiş bütün günahlarımızı yarlığa. Bize lütufta bulun ve Seninle aramıza hiçbir şeyin girmesine müsaade etme. Allahım, şüphesiz ki Sen her şeyi en iyi şekilde bilensin.

Ey zikri kalblerin yegâne itmi’nan vesilesi olan Allahım! Bârigâh-ı İzzet’inden, her zaman zikrinle ıslak diller, şükür nimetine ermiş gönüller, taatin için her zaman emre âmâde bedenler ve Resûlünün lisanıyla bizlere müjdesini verdiğin, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, beşer hayalini aşkın sürpriz hediyeler dileniyoruz. Bizi meccanen iğna buyur. Bizi dostlarının iğnasına vesile ve onlarla Allah düşmanlarının arasında bir perde eyle. Rabbim, muhakkak Sen her şeye gücü yeten bir Kâdir-i Mutlaksın.

Allahım! Senden, Senin lütf u kereminden hayatımızın bütününü yönlendirecek güçte bir iman.. hep saygı ve haşyetle çarpan bir kalb.. kendisiyle amel edip faydalanabileceğimiz bir ilim.. istikametten kıl kadar dahî ayrılmamıza müsaade etmeyecek doğrulukta bir yakîn.. Din’in vaz’ettiği prensipleri en ince detaylarına kadar tatbik edeceğimiz bir ömür.. her zaman her türlü beladan emin olabileceğimiz şekilde tastamam bir afiyet; ikram ve ihsanından gelecek bu afv ü afiyete mukabelede bulunabileceğimiz enginlikte şükür hisleri, insanlar karşısında serfürû ettirmeyecek ve onlara el açtırmayacak kadar da istiğna duygusu istiyoruz.

Rahmet, re’fet, merhamet ve şefkati sonsuz Allahım! Engin hazinelerinden tevbe-i kâmile, mağfiret-i şâmile, muhabbet-i câmia, içten, samimi bir dostluk, mağfiret-i vâsia, parıl parıl parlayan nurlar, şefaat-i kübra, hüccet-i bâliğa ve yüksek dereceler dileniyoruz. Lütuf mevhibelerinle bizi günah zincirlerinden âzâd eyle ve azabının mahbusu olmaktan koru.

Ya Rab! Senden, bize tastamam ve devamlı bir tevbe hissi bahşetmeni diliyor, günahlardan ve o günahlara götüren yollardan Sana sığınıyoruz. Ne olur, o günahların hayalleri bile zihnimize düşmeden ruhlarımıza Allah korkusunu duyur. Günaha götüren yolların aklımıza düşmesine fırsat verme. Düştüğümüz günahlardan kurtulmamız için de bize yardım et. Bilerek ya da bilmeyerek içine girdiğimiz günahların yalancı lezzetlerini kalblerimizden silip süpür ve bütün isyanları bize kerîh göster. Onlara bedel gönüllerimize günahlardan uzak durmanın hakikî lezzetini duyur. Kerem, cömertlik ve af deryalarından başımızdan aşağıya tecellîler yağdır. Yağdır ki, isine pasına bulaşmadan selâmetle bu dâr-ı dünyadan çıkabilelim. Rabbimiz! Bize mevt esnasında şehadet kelimesini şuurlu olarak söyleyebilmeyi nasip eyle. Dehrin şiddetli hâdisâtı karşısında bize, sevenin sevdiğine gösterdiği muameleyi göster. Fani dünya hayatının gam ve tasalarına bedel, gönlümüze Cennet nimetlerinin revh u reyhanını duyur.

Ya Rabbelâlemîn, evvela Sen içimize tevbe hissini at ki, bizim tevbemiz onun peşinden gelebilsin. Nasıl Âdem (alâ nebiyyina ve aleyhisselâm) Senden bazı kelimeler öğrendi ve onlara göre hareket ettiyse, bize de öyle öğrenmeyi ve öğrendiklerimizle amel etmeyi müyesser kıl. Tâ ki, insanlığın atası o masum peygamberi tevbe ve salih amellerde kendimize örnek alabilelim. Yanlışta inat ve ısrar gibi şeytânî amellerden ve haddini bilmezlerin başı olan İblis’e benzemekten bizi uzak tut. Günahlarımızı sevdiğin kullarının günahları gibi kabul et. Hasenâtımızı buğzuna istihkak kesbetmiş kullarının haseneleri gibi sayma. Sen kulundan hoşnut değilsen hasenenin kula ne faydası olabilir ki! Sen razı isen seyyienin insana ne zararı dokunabilir ki! Ya Rab! Sen bizim hep havf ve reca, korku ve ümit arasında hareket etmemizi murad buyurdun. Ne olur, merhamet et ve bizi korktuklarımızdan emin eyle. Umduklarımızda bize haybet ve hüsran yaşatma. Dilediklerimizi ve dilendiklerimizi ihsan buyur. Biz isteme durumunda değil iken, bize imanı bahşeden de başkası değil Sendin. Ferman buyurdun, bize (imanı) sevdirdin, (onu kalblerimizde) güzelleştirdin, (küfür, isyan ve fıskı bize) kerîh gösterdin. Lisanlarımıza murad-ı Sübhanîni söylettin. “Sen ne güzel Rabsın! (3 defa)” Bize olan nimetlerinden dolayı Sana sonsuz şükürler ediyor, bizi mağfiret buyurmanı, ihsan ettiklerini geri almak suretiyle cezalandırmamanı, nimetlerinden, onlara şükürle mukabeleden ve hoşnutluğundan mahrum etmemeni diliyoruz.

Yüce Allahım! Biz kapıkullarını Senin kaza ve kaderine karşı her hâl ü kârda rıza gösterme ufkuna eriştir ve kulluğun zorluklarına katlanıp ibadet ü taatten ayrılmama, günah yolunun nefse hoş gelmesine mukabil ma’siyetlere düşmeme, bizim için ar ve kusur sayılabilecek ve bizi Senden uzaklaştıracak beşerî bir kısım arzulara kapılmama istikametinde sabrımızı enginleştir.

Allahım! Bizi imanın hakikatine ulaştır, ulaştır ki Senden başkasından korkmayalım, kimseden maddî-manevî bir şey beklemeyelim, Senden gayrı hiçbir şeyi zâtından dolayı sevmeyelim ve yine Senden başka hiç kimsenin önünde eğilmeyelim.

Rabbimiz! İçimizde nimetlerine karşı şükran hislerini artırdıkça artır.. bizi afv ü afiyet ridasıyla sarıp sarmala.. yakîn ufkumuzu genişletmek ve tevekkül hissimizi artırmak suretiyle bize yardım et.. simalarımızı sıfât-ı sübhaniyenin nurlarıyla aydınlat.. bizi kıyamet gününde dostlarının arasında haşr ü neşreyle.. o gün bizim de yüzümüzü güldür.. ailemizi, evlâd ü iyâlimizi ve gönlü bizimle olan bütün dostlarımızı rahmetinle kuşat ve ey dualara icabet eden Sultanlar Sultanı Rabbimiz, ne bir lahza ne de daha kısa bir süre bizi nefsimizle baş başa bırakma!

Ey ululuğuyla beraber bize bizden daha yakın olan, celâl ve ikram sahibi, geceyi ve gündüzü kuşatan Rabbim! Her biri Seninle aramda kalın birer perde olan günahların sinemde meydana getirdiği gam ve tasayı Sana şikâyet ediyor, şayet Sen merhametinle muamele etmezsen gelip beni bulacak hesabın zorluğundan ve azabın şiddetinden de yine Senin rahmet ve şefkatine iltica ediyorum.

Allahım! Ben de Senin Yunus peygamberin gibi, “Ya Rabbî! Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!” derim. Kulun Yakub peygamber derdini Sana şerhettiğinde Sen onun hüznünü gidermiş, görme hislerini yitiren gözlerine şifa ihsan etmiş ve o hüzünlü nebîyi bir kere daha evlatlarıyla buluşturmuştun. Nuh nebî kapının tokmağına dokunup nida ettiğinde Sen onun tasalarını da izale etmiştin. Yine Hazreti Eyyub’un çağrısına cevap vermiş, üzerinde dönüp dolaşan belaları def ü ref’ edivermiştin. Yunus aleyhisselâma da aynı re’fetle muamelede bulunmuş, onun gam ve tasasını da sinesinden söküp atıvermiştin.

Ya Rab! Hakkında sebeplerin bütünüyle sukût ettiği bir zamanda Zekeriya peygamberi kendi sulbünden bir evlatla sevindiren Sen; Resûl’ün İbrahim aleyhisselâmın hâlini görüp onu Nemrutların tutuşturduğu ateşlerden koruyan Sen; kavmini darmadağın eden azaptan Hazreti Lut aleyhisselâmı ve ehlini kurtaran da yine Sendin!

Allahım! İşte ben, Senin aciz benden, yüce dergâhına iltica ediyorum. Beni ne kadar azaba maruz bıraksan bilirim ki hepsine müstehakım. Fakat sayılamayacak kadar çok ve dağlar kadar devâsâ cürümlerime rağmen, o enbiya kullarına merhamet ettiğin gibi bana da merhamet edersen, o da doğrusu Senin şanına pek yaraşır.

Yüce Allahım! Senin keremin ve affediciliğin sadece Sana ibadet ü taatta bulunan ve Sana yönelen kullarına mahsus değildir. Bilakis, Sen gazabına sebkat etmiş, onun önüne geçmiş merhametinle ve ezelî takdirinle Sana isyan eden ve dergâhından uzak duran kullarını bile dilersen bağışlarsın. Evet, ya Rabbî, Sen fazlına hudud olmayan yegâne kerem Sahibisin ve Senin keremin geldiğinde sadece ehl-i ihsanı değil ehl-i isyanı da içine alır; alır çünkü Sen Yüceler Yücesi ve Merhametliler Merhametlisisin; bize, bize kötülük yapanlara iyilikle mukabelede bulunmamızı emrettiğin gibi, Sana karşı kusur üstüne kusurlara bulaşan bu âsî ve mücrim kullarına ihsan ve lütufta bulunacak da yine Sensin! “Ey bizim Rabbimiz, biz kendimize çok yazık ettik. Şayet Sen günahlarımızı örtüp bize merhamet buyurmazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz. (3 defa)”

“Ya Allah (3 defa)” Ya Rahman, ya Rahîm, ya Hayy, ya Kayyûm! “Ya Hû! (3 defa)” Ya Hû! Biz her ne kadar Senin rahmetine layık olmasak da, herkes gibi bizi de kuşatmak Senin sonsuza kadar uzayıp giden rahmetinin şanındandır. Ey Rabbimiz, ey bizim Rabbimiz, ey Mevlâmız! Ey isyankâr kullarına bile merhametle muamele buyuran biricik Ma’bûd! “Bize de rahmetinle muamele eyle! (3 defa)” Ya Rab, ya Kerîm, ya Berr, ya Rahîm! Biz kullarına da merhamet et. Sen O Ulu Zâtsın ki, “O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.” Rabbim! Senden imanımızı artırmanı ve muhafaza buyurmanı diliyoruz. Öyle bir iman ki, bir kalbe yerleşince, daha o kalbde rızık endişesi ve başkalarından korku kalmaz. Yakınlığını öyle duyur ki Allahım, Halîlin Hazreti İbrahim’in (alâ nebiyyina ve aleyhisselâm) gözünden nasıl kalkmışsa perdeler, bizim gözlerimizden de bir bir öyle kalksın. Sen dilemedikçe sevdiklerinden bir fayda göremeyen insan, Sen dilemezsen düşmanlarından nasıl bir zarar görebilir ki? Asla.

Beni yakınlığınla serfiraz kılıp nefsimden cüdâ tut Allahım! Tut ki, yalnız Seni görüp Seni duyabileyim. Sen hiç şüphesiz her şeye her zaman gücü yeten Kâdir-i Mutlaksın. “Bizim sizi boşuna yarattığımızı, bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız? Öyleyse artık şu gerçeği bilin ki Allah yüceler yücesidir. Gerçek hükümran O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. Pek değerli arşın Rabbidir. O halde, kim tanrılığını ispat eden hiçbir delili olmamasına rağmen, Allah ile beraber başka bir ilaha taparsa, âhirette Rabbinin huzurunda hesabını verecek, cezasını çekecektir. Şurası muhakkak ki kâfirler asla iflah olmazlar. Öyleyse (ey Resûlüm ve ey mümin!) Sen şöyle dua et: Ya Rabbî, Sen bizi affet, Sen bize merhamet et. Zira merhamet edenlerin en hayırlısı Sensin Sen!“ “Tam manasıyla diri olan yalnız O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse ibadeti gönülden olarak ve yalnız O’na yapın, yalnız O’na yalvarın. Bütün hamd ve övgüler Âlemlerin Rabbi Allah’adır.” “Muhakkak ki Allah ve melekleri şanı yüce O Peygamber’e hep salât (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” Ey kullarının içtenlikle yerine getirdiği duaları karşılıksız bırakmayan Yüceler Yücesi Rabbimiz! Hazreti İbrahim (aleyhisselâm) ve salât ü selâm eylediğin gibi, Nebiy-yi Ekrem Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve âl-i beytine de salât ü selâm eyle. Onlara da rahmet ve bereketle muamelede bulun. Şüphe yok ki, Hamîd ü Mecîd, her türlü senaya layık Yüceler Yücesi biricik Zât yalnız Sensin.

Allahım! Hazreti Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali Efendilerimizden, Hasan, Hüseyin (radıyallahu anhum ecmaîn) Efendilerimiz ve muhtereme ve mükerreme vâlideleri Fâtımetü’z-Zehrâ’dan (radıyallahu anhâ), bütün ashâb-ı güzînden, müminlerin değerler üstü anneleri olan ezvâc-ı Nebî’den, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn hazerâtından, yevm-i kıyamete kadar ihsan şuuru içerisinde onlara tâbi olanlardan da razı ve hoşnut ol.

Allahım! Gerçek güç ve kuvvetin yegâne sahibi yalnız Sensin ve Sen ululuk ve azamet tahtının, her türlü hamd ü senaya layık biricik Sultanısın.

0 yorum

Yorum Gönder