4 Haziran 2016 Cumartesi

KISKANÇLIK ÜZERİNE

Dr. Habil Şentürk

İnsanoğlunun hayatta birtakım arzuları, hedefleri ve plânları vardır. Bunların ferdî olduğu kadar, sosyal yönleri de bulunmaktadır. Çünkü menfaatler bazen başkalarının menfaatleriyle çatışırlar. Bu durumda bir çözüm yolu bulmak gerekir. Bu sebeple vicdan, din, ahlâk, örf-âdet ve hukuk gibi ferdî ve sosyal birtakım kabiliyet, müessese ve kültür unsurları hayattaki fonksiyonlarını icra ederler. Hayatın tabiî seyrini sürdürebilmesi için ferdin ve toplumun birtakım esaslara uyması mecburiyeti vardır. Kimsenin, hürriyet hakkını kullanırken başıboş, sınırsız bir serbestlik içerisinde ve sorumluluk duygusundan uzak bir özgürlük anlayışıyla hareket etmesi düşünülemez. Aksi takdirde toplum düzeninden, sosyal uyum ve bütünleşmeden bahsedilemez. Öyleyse fert ve toplum olarak hakların ve sorumlulukların, görev ve yetkilerin bir sosyal denge içerisinde kullanılması icab eder. Bunun için de, toplumu meydana getiren fertlerin iyi bir eğitimden geçirilmesi, bencil duygularının törpülenerek diğergamlık duygularının geliştirilmesi ve olgun şahsiyetler haline getirilmesi gerekir.

İşte kıskançlık duygusu da bencil duygulardan biridir. Çünkü kıskanmak, kişinin bir menfaat ve arzusu karşısında başkalarından önce kendini düşünmesini, arzu ettiği maddî veya manevî menfaatin başkalarına kaptırılmasından korkarak ona nail olmak için aşırı bir gayret göstermesini gerektirir. Kıskanç kişi, elde etmek istediği şeye ulaşamadığı zaman, "Ben elde edemedim, bari başkaları elde etsin" demez. Onu elde edeni kıskanarak, "Benim olmadı, öyleyse onun da olmasın; benim yok, öyleyse başkasının niye var" der. Böylece kıskançlığın bir taraftan, bir menfaat düşkünlüğü; diğer taraftan da başkalarındaki varlık ve zenginliğe düşmanlık şeklinde tezahür ettiği görülür. Bu durum sadece maddî ve görünen nimetlerle ilgili değildir. Kıskanç kişi, mal, mülk, mevki, şeref, şöhret, iyilik, sağlık, mutluluk gibi ne kadar iyilik ve güzellik varsa kendisi için isterken, başkaları için istemez. O öylesine bencildir ki, iyilik ve güzellik namına ne varsa kendine, kötülük namına ne varsa başkalarına olsun ister. Kıskançlığın böylesi, insanın ruh sağlığını da tehdit eden bir hal alır. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de, kıskandığı zaman kıskanç kişinin şerrinden Allah'a sığınmak gerektiği belirtilmektedir (el-Felak, 113/5). Günlük tecrübelerimiz de bize göstermektedir ki, bazen kıskançlık ateşiyle yanan kişiler, bu duygularını tatmin etmek için, birtakım masum insanların mallarına, mülklerine ve sahip oldukları şeylere zarar verirler. Sözgelimi, kendisinin sahip olamadığı lüks arabaları görünce, elindeki çivi veya anahtarla onları çizebilirler. Kıskanç kişi aslında mutlu da olamaz. Çünkü arzu ettiği ortamı hiçbir yerde bulamaz. Zira, öyle bir ortam yoktur.

Kıskançlığın sebeplerine gelince, bu duygunun bir şahsî sebepleri, bir de sosyal ve ekonomik şartlara bağlı olanları vardır. Şahsî sebepleri kişinin kendi iradesine, aldığı eğitime ve ahlâkî durumuna bağlıdır. Bu sebeple kişinin iyi bir eğitimden geçirilmesi, bencil duygulardan arındırılarak sosyalleşmesi, başkalarının hak ve hürriyetlerine saygı göstermesi ve başkalarının varlığına tahammül etmesi sağlanabilir. Böylece ahlaken olgun bir şahsiyet geliştirilmiş olacaktır. Bu noktada din eğitiminin önemi unutulmamalıdır. Çünkü dindar kişi, sahip olduğu maddî ve manevî her türlü nimet ve imkânları ona bahşedenin Allah (cc) olduğunu bilir. Her şeyden önce ona, en büyük nimet olan aklı vermiştir. Eğer daha başka sahip olmak istediği şeyler varsa, önce aklını kullanarak elinden gelen bütün imkân ve fırsatları değerlendirecek ve helal yoldan istediğine kavuşmak için gayret gösterecektir. Bu arada kendine düşeni yaptıktan sonra Allah'a duâ ederek istediğine ulaşmak için O'ndan yardım dileyecektir. Böylece gözü başkalarının malında, mülkünde ve imkânlarında olacağına; kendisinin normal yollarla nelere, nasıl kavuşabileceğine çevrilecektir. Öyleyse dindar kişi, kıskanmak yerine imrenmeyi tercih edecektir. "Başkalarında var, bende yok, öyleyse onlarınki de yok olsun' şeklinde düşünmek yerine; "başkası almış, ne kadar güzel, acaba ben nasıl alabilirim" diye düşünecektir.

Böylece kıskançlık duygusu kanalize edilerek faydalı hâle getirilebilir.
Gerçi, dünyevî şeylere imrenme de ayrı bir fasıl ve pek de doğru olmayan bir husus. Hadîste sadece iki hususta imrenilebileceği beyan buyurulmuş:

a) Allah'ın mal verdiği ve malını hak yolunda infak eden adam,
b) Allah'ın ilim verdiği ve ilminden başkalarını faydalandıran âlim. Bunların dışındaki imrenmeler de mezmum olanlar sınıfına dâhil oluyor.

İşin ferdî yönü böyle ama, sosyal ve ekonomik şartlarla ilgili olan tarafını da unutmamak gerekir. Kişiyi iyi bir eğitimden geçirmek sûretiyle faziletli, fedakâr ve olgun bir şahsiyet haline getirmek gereklidir, ama yeterli değildir. Onun yaşamış olduğu sosyal çevre ve hayat şartları da elverişli hale getirilmelidir. Bu sebeple eğitimle hayatın birbirine zıt düşmemesi, çelişkili olmaması gerekir. Öyle bir ortam düşünelim ki, toplum bozulmuş, hayat anlayışı değişmiş, çalışkan, fedakâr, dürüst insanlara enâyi ve beceriksiz gözüyle bakılıyorsa; dürüst olmayanlar, vurguncular, rüşvetçiler ve manfaatçiler açıkgöz, işini bilen ye işini yürüten kişiler olarak görülüyorsa; bu dürüst insanlar, böyle bir toplumda bozulmadan hayatlarını nasıl sürdüreceklerdir acaba? Bu toplumdaki sosyalleşme, sosyal uyum ve bütünleşme nasıl gerçekleşecek ve nasıl bir manzara arzedecektir?

Buna göre, kıskançlık duygusunun fert ve toplumu menfî bir şekilde etkilememesi için gerek ferdin eğitimine ve yetiştirilmesine; gerekse sosyal ve ekonomik şartların, çalışma ortamı ve sisteminin insanların kıskançlıklarını körüklemeyecek, çalışan herkese gelişme ve yükselme imkânı verecek şekilde hazırlanmasına ve ayarlanmasına dikkat etmek gerekmektedir. Böylece insanlar, kıskanma duygusunun olumsuz etkisinden kurtularak "hayırda yarış" duygusuyla daha verimli çalışma ortamına kavuşacak; hem fert yükselmesi için teşvik edilmiş ve hem de toplum çalışma barışına, sulh ve sükun içinde sürtüşmesiz ve kavgasız bir huzur ortamına kavuşacaktır.

0 yorum

Yorum Gönder