4 Haziran 2016 Cumartesi

HZ. ÜBEYY B. KA'B (R.A)

Sâdık el-Cemîlî

HAYATI

Nesebi: Kur'ân-ı Kerim'e en önemli hizmetleri yerine getiren büyük sahabi Hz. Übeyy b. Ka'b b. Kays b. Ubeyd, Hazrec kabilesinin Benî Neccâr oymağından. Künyesi, Ebu Münzir veya Ebu't-Tufeyl.(1)

Müslüman Oluşu
Hz. Übeyy, ikinci Akabe bey'atında Müslüman olan 70 insandan biridir ve orada dine her türlü yardımı yapma şartı üzerine bey'at etmiştir. Ensâr cemaati arasında İslâm'ı ilk kabul edenlerdendir. Müslüman oluşuyla ilgili şöyle bir rivayet nakledilmektedir: İslâm'ın zuhurundan önce Yahudi bir kadının yanında uzun yıllar bulunmuş, kadîm kitapları mütalaa imkanı bulmuş ve hakikatli bir âlim olmuş. Bu kadîm kitaplarda mevcut Hz. Muhammed (s.a.s.)'in sıfatlarını müşahede etmiş ve İslâm dini kendisine teklif olunduğu anda da hiç tereddüt etmeden Müslüman olmuş.

HİZMETLERİ
 
a- Vahiy Katipliği
Übeyy b. Ka'b, kendi asrında azınlıkta olan okuma yazma bilen bahtiyarlardan biriydi. Mekke'de toplam 17 kişinin, Medine'de ise daha az insanın okuma yazma bildiği düşünülürse fazilet adına neye malik olduğu anlaşılır. Bu sebeple, Efendimiz (s.a.s.) kendisinden okuma-yazma ve kitabet dersi vermesini istedi. Zaten Übeyy b. Ka'b, Efendimizin Medine'ye teşriflerinde ilk vahiy katiblerinden biriydi. Eğer, meşgûliyeti sebebiyle orada bulunamazsa, Allah Rasûlü Zeyd b. Sâbit'i çağırır ve vahyi ona yazdırırdı.

Ayrıca Zeyd ve Übeyy (ra) kral, melik, kabile liderlerine gönderilen mektubların da katipleri idiler.
Burada vahiy katipliği yapanların kimler olduğuna şöylece temasta fayda var: Kureyş kabilesinden Efendimiz (s.a.s.)'e katiplik yapanlar, sırasıyla Abdullah b. Sa'd b. Ebi Şerh, Osman b. Affan, Ali b. Ebî Tâlib, Şurahbil b. Hasene, Ebân b. Saîd, Hâlid b. Saîd, Ala' b. Hadramî ve Muaviye b. Ebî Süfyân idi. Vâkidî'nin belirttiğine göre, Hanzale b. Rabi' de, bir defa Efendimiz'in önünde katiplik yapmış, bu suretle tarih boyunca yâd edilmesi için de kendisine Hanzalatü'l-Kâtib adı verilmiştir. Vahy katipliği için tahsis olunmuş ve Efendimiz'in vefatına kadar yanından hiç ayrılmamış. Vahiy kitabeti ile zaman zaman görevlendirilmiş sahabenin sayısının 40'a ulaştığı hatırlanırsa, sayıları sadece ona bâliğ olan bu insanlara ne isim vermeli, onları hangi sıfatlarla nasıl yüceltmeli? Vahiy katiplerinin en meşhurlarından ve devamlı olanlarından biri Übeyy b. Ka'b' (ra)’dır. Ayrıca Hz. Übeyy, Hz. Ömer'in hilafeti döneminde Kudüs ehli ile yapılan anlaşmayı da kaleme alan zâttır.

b- Savaşlara İştiraki
O başta Bedir, Uhud olmak üzere Nebiler Serverinin katıldığı bütün harblere katılmıştır. Hicretten sonra yapılan ve İslâm tarihinde önemli bir yeri olan Ensar-Muhacirin kardeşleşmesinde, (Muâhât) Hz. Übeyy, Talha b. Ubeydullah ile kardeş olmuştur. Ayrıca Übeyy, Hz. Ömer ile beraber Câbiye vak'asında da bulunmuştur.

c- Kur'an'a Hizmeti
Efendimiz (s.a.s.) döneminde Müslümanlar, Kur'ân-ı Kerîm'i kendi aralarında müzakere ediyorlar, gece gündüz gizli veya açık kıldıkları farz ve nafile namazlarında okumak için de ezberliyorlardı. Allah Rasûlü de onları bu işe teşvik ediyor, tergib ediyordu. Hatta Kur'ân'ı en iyi bilenleri seçip, diğerlerine ta'lim etmesini emrediyordu. Meselâ; birisi Medine'ye hicret ettiğinde, Efendimiz onu, Kur'ân'ı bilen birisinin yanına göndererek, Kur'ân öğretmesini istiyordu. Burada, Meaiflerin aynı zamanda Kur'ân ve diğer ilimlerin öğretildiği yer olduğu hatırlanmalıdır.(2) Hatta öyle ki, Mescid-i Nebî'de Kur'ân tilavetinden gürültü olurdu da zaman zaman Efendimiz, sahabeye seslerini hafifletmelerini, birbirlerini rahatsız etmemelerini ikaz buyururdu.

Hz. Übeyy b. Ka'b, Efendimiz'in sağlığında Kur'ân'ın hepsini ezberleyen 4 kişiden biridir. Hz. Enes'ten rivayet edilen bir haberde "Kur'ân'ı (tamamını) hafız olan dört kişiden başkası bilmez, onların hepsi de ensardandır."(3) Bunlar; Übeyy b. Ka'b, Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sâbit, Ebu Zeyd b. Seken'dir. (Ebu Zeyd Hz. Enes'in amcalarından biridir.) Burada şunu hatırlatmakta zaruret var: Buradaki dört kişi veya başka rivayetlerdeki rakamların azlığı ile Kur'ân'ın çok az insan tarafından bilindiğini zannetmek doğru değildir. Ashabın kastettiği Kur'ân'ı bilme ile bizim anladığımız sadece yüzünden okunması karıştırılmamalıdır.(4) Kur'ân'ı bilmekten kastedilen, ahkamıyla, sebeb-i nüzulüyle, harflerin mahreciyle, ahruf-i seb'a ile okunması ve ihtiva ettiği diğer hususlarıyla bilmektir. Hz. Abdullah b. Mes'ud gibi ilk'lerden birinin Bakara suresinden, onar âyet alıp yaşayarak tatbik etmek suretiyle, ancak sekiz yılda geçebildiği düşünülürse ne demek istediğimiz anlaşılır. Bir de şu husus var: Bu dört kişi ensardan olabilir. Başka rivayetlere göre Efendimiz'in sağlığında kendisinden Kur'ân'ı cemaatler ezberlemişlerdir. Ma'ziri, bunlardan 15 tanesinin adını vermektedir. Yemame harbinde şehidlerden 70 tanesi hafızdı. Buna göre demek ki hafız daha çokmuş.(5) Hatta sahabe-i kirâm hazeratından bir grup mesela, Ebu Hureyre, İbn Abbas, Enes b. Mâlik. Abdullah b. es-Sâib, Ubeyy b. Ka'b'a ezberledikleri Kur'ân sûrelerini okumuşlardır. Zaten Efendimiz ve Râşid halifeler döneminde Kur'ân naklinde esas olan hafızlar ve hafızalardı; günümüzde olduğu gibi, yazılı mushaflar yoktu. Kaldı ki bu durum ve bugünkü seviye Allah'ın bu ümmete has kılmış olduğu bir hususiyettir. Bu sayede Kur'ân tahrifattan, zâyi olmaktan korunmuş bulunmaktadır.

FAZİLETİNDEN BİR BUKET
 
Hz. Peygamber Efendimiz, Hz. Ubey b. Ka'b'ın ilmini takdir ederdi. Ona birgün şöyle demişti: "Allah ilmini sana mübarek kılsın"(6)

Mesruk'tan nakledilen bir haber şöyledir: Efendimiz'in ashabından hükümleriyle meşhur olanlar altı kişidir: Hz. Ömer, Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Übeyy b. Ka'b, Zeyd b. Sâbit ve Ebu Musa (r.anhüm).(7)
Buhari ve Müslim'in kendisinden toplam 164 hadis rivayeti vardır. İbn-i Hacer el-Askalânî, "Übeyy b. Ka'b'dan pek çok sahabi hadis rivayet etmiştir. Bunlar arasında Ömer b. Hattab, Ebu Eyyub el-Ensârî, Ubade b. Sâmit, Sehl b. Sad, Ebu Musa el-Eş'arî, İbn-i Abbas Ebu Hureyre (ra)” der.(8)
Bundan ayrı olarak muhtemeldir ki, "yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. (Hata ile adam öldürmekte kısas icrasını ve günah işleyen azaların, pislik değen elbisenin kesilmesi gibi ağır teklifleri kaldırır). O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, O'na yardım eden ve O'nunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'ân'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır) (A'raf,7/157) âyetinde medh makamında zikredilen ilk inananlardan biri de Übeyy b. Ka'b olsun.
Übeyy b. Ka'b, Kur'ân-ı Kerîm'i kıraatinin hakkını vererek, âyetler üzerinde tefekkürünü yaparak her sekiz günde bir hatim ederdi. Bu sebeple, bazı âlimlerimiz, Übeyy b. Ka'b'ın bu hareketini esas alarak, Kur'ân'ın hatim edilebileceği en az müddetin sekiz gün olabileceğini, daha kısa zamanda yapılan hatim ile ne kıraatin ne de tefekkürün bulunamayacağını ve tabii ki ecr ü sevabın da az olacağını söylemişlerdir.

Enes b. Mâlik'in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Allah Rasûlü (sav) Übeyy b. Ka'b'a "Allah bana, sana Lem yekünillezi.. yi (Yani Beyyine sûresi) okumamı emretti" deyince, Hz. Übeyy heyecanla, 'Ya Rasûlallah, benim adımı söyledi mi?' diye sordu.

Efendimiz'den aldığı 'evet' cevabı karşısında, Übeyy ağlamaya başlıyor."(9)

Bu hadisin bir başka tarikinde ise şu farklılık var. Efendimiz (sav). 'Ben, sana Kur'ân okumakla emr olundum.' 'Allah aşkına Ya Rasûlullah, Ben Senin elinde Müslüman oldum, Sen'den İslâm'ı öğrendim. Şimdi de bana Kur'ân mı okuyacaksın?' Efendimiz aynı sözleri tekrar etti. Bu defa Übeyy : 'Ya Rasûlallah, Rabbim ismimi zikretti mi?' 'Evet, mele-i âlâdaki ismini ve nesebini zikretti.' 'Öyleyse oku Ya Rasûlallah.'(10)

Allah Rasûlü (sav) Übeyy'in, en iyi Kur'ân okuyan insan olduğuna şu hadîsleri ile şahidlik etmiştir:
"Ümmetimin akra'ı (en iyi Kur'ân okuyanı) Übeyy b. Ka'b'dır." Übeyy de Allah'ın kendisine lutf ettiği bu özelliğinden dolayı çok sevinirdi.

İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Übeyy, Hz. Ömer'e birgün şöyle demişti. "Ben Kur'ân'ı Cibril'den alan insandan (Hz. Muhammed s.a.s) aldım. Ki o çok taze idi. Yani ilk defa ben duyuyordum. Zaten İbn Abbas Hz. Ömer'e birgün şöyle demişti.. "En iyi okuyanımız Übeyy, en iyi hüküm verenimiz de Alî b. Ebî Talib'tir"(11) Zaten Allah Rasûlü (sav) de Übeyy b. Ka'b'ın Kur'ân bilgisini te'kid ettiği gibi, başka sahabîlerin de bazı özelliklerine dikkatimizi çekmiş ve hadis-i şerifleri İle te'kid buyurmuştur.(12) Mesela, "ümmetimin içinden ümmetime en merhametlisi Ebu Bekir; Allah'ın dininde en kavı ve emirlerine karşı en şiddetlisi Ömer; en hayalısı Osman; en iyi hüküm vereni Ali, Allah'ın kitabını en iyi okuyan Übeyy b. Ka'b, farzlarını en iyi bileni Zeyd b. Sâbit helal ve haramı en iyi bileni Muaz b. Cebel, semanın gölgelendirdiği, arzın taşıdığı en doğru lehçeyi konuşan Ebu Zerr; dikkat edin; her ümmetin bir emini vardır, bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde b. Cerrah'tır" buyurmuştur.

UBEYY B. KA'B VE KUR'ÂN TEFSİRİ
 
Hz. Übeyy, Kur'ân'ı ve Tefsir'ini en iyi bilen ashabın önde gelenlerindendi. Zaten, Kur'ân'ın Yedi Harf üzere okunması rivayetlerinden birinin ravisidir.(13) Kur'ân tefsiri hakkında söz söyleyen sahabîlerden çok azı meşhur olmuştur. Bu hususta kendilerinden en çok rivayet olunan sahabîler: Ali b. Ebî Tâlib, Tercümanü'l-Kur'an Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud ve Übeyy b Ka'b'tır. İkinci mertebede ise, Zeyd b. Sâbit, Ebu Musa el-Eş'ari ve Abdullah b. Zübeyr gelir. Bu sahabîleri iki ayrı mertebede ele almamızın sebebi, ilk dört sahabi diğerlerine nisbetle Arap lügatini daha iyi bilmeleri, Kur'ân'ın üslubuna daha çok vakıf olmaları, Efendimiz (sav)'ın yanında daha çok bulunmaları sebebiyle, âyetlerin sebeb-i nüzûllerini müşahede etmelerindendir. Bu hususu açık bir şekilde bize gösteren bir hadis-i şerifi, şöyle anlatıyor: "Birgün Allah Rasûlü Übeyy b. Ka'b'a" ey Ebû Münzir, Allah'ın kitabında en büyük ayet-i kerime hangisidir" diye sordu. Übeyy cevaben; "Allahü lâ ilahe illa hü (ayete'l kürsi) dedi. Efendimiz aldığı bu cevap karşısında mübarek elini, Übeyy'in göğsüne koyarak "Allah ilmini mübarek kılsın, ondan faydalandırsın ey Ebâ Münzir" diye dua etmiştir.(14)
Benzeri, fakat az farklı bir rivayet yine kendisinden nakledilmektedir. Rivayete göre Hz. Ubey, hurmasından çalan bir cinniyi yakalar. O cinni de kendi şerlerinden korunabilmesi için ona Ayetul-Kürsi'yi (Bakara, 2/255) tavsiye eder.(15) Bu sebeble Medine'de halk, Übeyy'in tefsire ait ilminden faydalanmak için etrafını sarıyorlardı. Sa'di anlatıyor: "Medine'ye geldiğimde saçları ve sakalı ağarmış bir adamın halkasına oturdum, ders aldım. Bu Übeyy b. Ka'b'dı" diyor. Ebu Nadra ise Hz. Ömer dönemine ait bir hatırasını şöyle anlatıyor: "Bizden (Câbir veya Cuveybir denilen) bir adamın ihtiyacı için Ömer'in yanına gittim. Onun yanında saçı-sakalı ağarmış birisi oturuyordu. Dedi ki: 'Dünya hayatında bize düşen ahiret hayatımız için azık hazırlamak, orada mükafatını alacağımız ameller yapmaktır.' 'Ben kim bu ey mü'mirilerin emiri’ dedim. Hz. Ömer 'Bu, müslümanların Efendisi, Übeyy b. Ka'b' diye karşılık verdi."

Übeyy b. Ka'b kendisine soru soran kimseye önce sorusunun kıymetini anlatırdı. Vukua gelmemiş hadiselerin cevablarının sorulmasından da hoşlanmazdı. Zaten bu, soru sorma âdâbı adına Kur'ân'da zikri geçen İslâmî bir terbiyedir. Kur'ân bu hususu bize, akıllarına gelen küçük-büyük her şeyi peygamberlerine soran Beni İsrâili misal vererek anlatır. Zira bilindiği gibi onlar, basit veya mühim, her şeyin en ince detaylarına varıncaya kadar sorarlardı.. ki Bakara sûresinde zikredilen inek kesmekle emrolundukları olay, bunun bariz bir delilidir. İbn-i Sa'd Tabakat'ında şöyle anlatıyor: "Mesruk bir gün Übeyy b. Ka'b'a bir mesele soruyor. Buna karşılık Hz. Übeyy "Ey kardeşimin oğlu. Bu sorduğun oldu mu? Mesruk hayır cevabını veriyor. Bunun üzerine 'öyleyse bize acı, merhamet et. Tâ ki bu hâdise olsun, sonra gel biz de içtihad eder, görüşümüzü söyleriz' der."

Hz. UBEYY B. KA'B VE KUR'AN'IN TOPLANMASI
 
Allah Rasûlü (sav) bir takım insanları vahy katibi olarak tayin etmişti. Bunlar, daha önce de zikrettiğimiz gibi, meşhurları arasında Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Muaviye b. Ebi Süfyan, Zeyd b. Sâbit, Übeyy b. Ka'b, Abdullah b. Mes'ud, Hâlid b. Velîd, Sâbit b. Kays (r.anhüm). Efendimiz (sav), nazil olan her vahyin bunlar tarafından kitabete geçirilmesini emir buyuruyordu. İşte Allah Rasûlü (sav) devrinde, kitabetle görevlendirilen bu sahabîler, daha sonra Kur'ân'ın toplanmasında da rol aldılar. Bu hususta isimlerini saydıklarımız vahy katipleri arasında en mu'temed insanlardı. Nitekim Hz. Osman (ra) Kur'ân'ı bir kıraat üzere çoğaltmaya başlayınca bu vahy katiplerinin yazmış oldukları Kur'ân'ı esas almıştır. Ve o gün bugün müslümanların okuyageldikleri Kur'an, Hz. Osman tarafından teksir edilen bu Kur'ân'dır. Zaten "Kur'ân'ı Biz indirdik, onu koruyacak da Biziz" (Hicr, 15/9) fermân-ı kudsîsi ile bu ilâhî beyan, kıyamete kadar mü'minlerin elinde düstur ve rehber olarak kalacaktır.

Efendimiz (sav) döneminde, kendisine arz edilen (okunan) üç tane mushaf vardır. Abdullah b. Mes'ud, Übeyy b. Ka'b ve Zeyd b. Sabit'in mushafları. Bunlar içinde de kıraatları zabt, tesbit bakımında Zeyd b. Sabit'in Kur'ân'ı birinci sırada, Übeyy b Ka'b'ın Kur'ân'ı ise ikinci sırada yer alır.
Übeyy b. Ka'b, sahabenin büyüklerinden, mushafı kaleme alma hususunda en önde gelenlerden ve Allah'ın kitabını en iyi bilenlerden biriydi. Fazilette ve hâsseten Kur'ân'ı yazma, cem etme hususlarında insanların güvenini kazanmıştı. Kaldı ki, Efendimiz (sav) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: "Kur'ân'ı şu dört kişiden öğrenin: Abdullah b. Mes'ud, Sâlim Mevlâ Huzeyfe, Muaz b. Cebel ve Übeyy b. Ka'b."

VEFATI
 
Hz. Übeyy'in vefat tarihi kaynaklarımızda muhtelif şekilde yer almaktadır. En sağlam olan görüş, Hz. Ömer'in hilafeti zamanında vefat ettiğidir. (H.22.) Hz. Ömer, Übeyy'e iltifat eder, ondan fetva sorardı. Hz. Übeyy'in vefatında Hz. Ömer'in hasreti şu şekilde dillenir: "Müslümanların seyyidi de gitti!" 16 Ki bu rivayet, Übeyy'in ölüm tarihi hakkındaki en kuvvetli rivayettir. Bunun dışında H. 19-22 arasında değişen rivayetler vardır. Übeyy, Hz. Osman zamanında Kur'ân'ı teksir eden komisyon arasındaydı ve "hicri 30 yılında vefat etli" görüşü ise zayıftır.17 Zira Übeyy o komisyon arasında değildi fakat, o komisyonun esas aldığı mushaf Übeyy b. Ka'b'ın mushafıydı. Zannediyorum komisyonda bulunduğunun nakledilmesi bir vehimden ibarettir.

İbn-i Damre anlatıyor: Bir gün Medine'ye gelmiştim. Bir Cuma günüydü. Medine halkında bir telaş, sokaklarda gidip geliyorlardı. Birisine bugün insanlara ne oluyor diye sordum. Bana "Sen Medine'li değil misin" dedi. Hayır diye cevap verince "Bugün müslümanların seyyidi, efendisi Übeyy b. Ka'b öldü" dedi. Vâkıdî diyor ki; ben Übeyy b. Ka'b'ın aile efradını ve arkadaşlarını gördüm. Bana "Hz. Ubeyy'in vefat tarihi H.22'dir." dediler.(18)

Onun sözlerinden birisi "Eğer bir insan, bir şeyi Allah için terk ederse, Allah ona ummadığı bir yerden daha hayırlısını nasib eder. Eğer bir insan, birini küçük görür veya küçümseyerek muamelede bulunursa, Allah ona, ondan daha şiddetlisini ummadığı bir yer ve zamanda musallat eder."
Ey Eba Münzir! Kur'ân-ı Kerîm'in toplanmasındaki gayretlerin başta olmak üzere, bütün salih amellerinden Allah râzı olsun. Ellerinle yazdığın her harf mukabilinde seni mükafatlandırsın ve müslümanları da uğrunda bir ömür verdiğin Alemlerin Rabbi'nin kitabının tefsirinden, dinî ilimlerin eserlerinden faydalandırsın. O, her duayı işiten ve icabet edendir.

(*) et-Terbiyetü'l-İslâmiyye Sayı: Temmuz 1993 Tercüme : Ahmet YAKUTCAN -Cüneyd AYDIN

DİPNOTLAR

1. Taberâni, Kebir I.197, nr. 524: I,198, nr. 529
2. Bk. İbrahim Cânân, Hz. Peygamberin Sünneiinde Terbiye, s. 469 İst. Ts. (Tuğra)
3. Müslim. Fezâilu's-Sahabe. 119, 120
4. Bk. İbrahim Cânân. a.g.e., s. 129-132-143, (Kâbisî'den)
5. Sahihi Müslim Terceme ve Şerhi, X, 6291.
6. Taberâni, Kebir, I, 197, nr. 526
7. Taberani. Kebir, I, 197, nr. 528.
8. İbn Hacer, İsâbe, I, 19
9. Müslim, Fezailu's Sahabe, 122
10. Buharî, Tefsir, 98. Müslim, Fezailu's-Sahabe, 121; Taberâni, Kebir, I, 200, nr, 539
11. Hakim, Müstedrek, Fezail Babı (III.cilt)
12.Ehl-i Suffe'ye öğretmen olarak tayin edildiğine dair bkz.: Tecrid Terc. VII, 48.
13. Bk. Taberani, Kebir. I. 199. nr. 535: Tecrid Terc., VII, 312-314.
14. Ebu Nuaym, Hilyetu'l-Evliya, I, 250
15. Taberani, Kebir, I, 201, nr. 541
16. Taberani, Kebir, I. 198, nr, 529: Zehebî, Tezkire, I, 17
17. İbn Hacer, İsâbe, I, 20; Bk. Taberani, Kebir, I, 198, nr. 529.530)
18. İbn Hacer, İsâbe, I, 20

0 yorum

Yorum Gönder