14 Mayıs 2015 Perşembe

3.bölüm - Ebu Zerri'l-Gıfârî'nin Müslüman Oluşu

Ebu Zerri'l-Gıfârî; Amr b. Abese ile, bir anadan doğma kardeş idiler.[870]

Kendisi, Cahiliye devrinde, putlara tapmazdı.[871]

"Ben kavmimin tapageldikleri putlardan yüz çevirmiştim!" dediği zaman, Abdullah b. Abbas:

"Senin taptığın ne idi?" diye sormuştu.

Ebu Zerri'l-Gıfârî:

"Hiçbir şey değildi!" demiştir.[872]

Mekke halkından bir adam, bir gün Ebu Zerri'l-Gıfârîye:

"Mekke'de bir zât, senin dediğin gibi 'Lâ ilahe illallah=Allah'tan başka ilah yoktur1 diyor ve kendisinin peygamber olduğunu söylüyor" diye haber vermişti. Ebu Zerri'l-Gıfârî:

"O, kimlerdendir?" diye sorunca, Mekkeli adam:

"Kureyş'tendir!" demişti.[873]

Ebu Zerri'l-Gıfârî der ki:

"Ben Gıfâr kabilesinden bir adamdım.

'Mekke'de bir zât zuhur etmiş, kendisinin peygamber olduğunu söylüyormuş' diye, bize bir haber erişince.[874] Yüce Allah daha o zaman kalbime İslâmiyet sevgisini düşürdü.[875] Kardeşim Üneys'e:

'Hayvanına bin! Şu vadiye doğru git!

Kendisine gökten haber geldiğini söyleyen[876] o zât ile konuş![877]

Kendisinin söyledikleri şeyleri dinle![878]

Kendisi hakkında benim için bilgi edin![879] Haberi bana getir!' dedim.[880]

Kardeşim[881] Üneys, Mekke'ye kadar[882] gitti.[883]

Onunla buluştu.[884]

Kendisinin söylediklerini dinledikten sonra, dönüp[885] yanıma geldi.[886] Ona:

'Ne yaptın?[887] Ne haber var sende?' diye sordum.[888]

'Mekke'de, senin dininde bir zâta rastladım ki, kendisini Allah'ın gönderdiğini söylüyor' dedi.

'Halk, onun hakkında ne söylüyor?' diye sordum.

'Şair, kâhin, sihirbaz diyorlar!' dedi.

Üneys, şair kişilerdendi. O:

'Ben, doğrusu, kâhinlerin sözünü dinledim. Onun söylediği, kâhinlerin sözü değil!

Onun sözünü şiirin her çeşidine de tatbik ettim.[889] Vallahi,[890] benden sonra[891] ona şiir demeye kimsenin dili varamaz!

Vallahi, o muhakkak sadıktır.

Onlar ise, muhakkak yalancıdırlar![892]

Vallahi, ben öyle bir zât gördüm ki; hayrı ,[893] iyiliği, ahlâkîfaziletleri[894] emrediyor, serden, kötülükten de sakındınyor.[895]

Onu ahlâkî faziletleri emrederken ve öyle bir söz söylerken gördüm ki, o söz sihir değildir1 dedi.[896]

Vallahi, ben kardeşim Üneys'ten daha üstün bir şair duymadım![897]

Kardeşime:

'Sen bana bu hususta arzu ettiğim, gönlüme şifa verir, müşkillerimi giderir bir haber getimnedin![898]

Kendim gidip onu görürüm' dedim. Üneys:

'Olur! Fakat, sen Mekke halkından sakıma ol!

Çünkü, onlar ona karşı son derecede kin besliyorlar. Hep surat asıp duruyorlar' dedi.[899] Hemen, azık dağarcığımı, su tulumumu yüklendim.[900] Elime bir asâ alıp yola düştüm, Mekke'ye ulaştım.

Resûlullah'ı şahsen tanımıyor, başkasından sormayı da uygun bulmuyor, Mescid-i Haram'da bulunuyor ve Zemzem suyundan içip duruyordum .[901]

O sırada, yanıma Ali b. Ebi Talib uğradı ve:

'Şu adam herhalde garîbdir, sanırım1 dedi. Ona:

'Evet! Garibim' dedim. Bana:

'Öyle ise, kalk, benimle birlikte bizim eve git!' dedi.

Onunla birlikte gittim.

Ne o bana birşey sordu, ne de ben ona birşey haber verdim.

Sabaha çıkınca, Resûlullah'ı sormak için, kuşluk vakti Mescid-i Haram'a gittim.

Fakat, hiç kimse onun hakkında bana bir haber vermedi.

Yine, Ali bana uğradı da:

'Bu adam için, daha yerini öğrenmek zamanı gelmedi mi?!' dedi. Ben:

'Hayır!' dedim. Ali:

'Öyle ise, gel, benimle birlikte bizim eve git!' dedi.

Evlerine varınca, bana:

'Senin işin nedir? Sen bu şehre ne için geldin?1 diye sordu.

Ona:

'Gizli tutacağına[902] ve işim hakkında bana kılavuzluk edeceğine[903] söz verirsen, sana haber veririm' dedim.

'Öyle yaparım1 deyince:

'Bize erişen habere göre; burada bir zât çıkmış, kendisinin peygamber olduğunu söylüyormuş![904] Onunla konuşması,[905] ondan işittiklerini ezberleyip bana haberini getirmesi için,[906] kardeşimi göndermiştim.[907] Kardeşim bana gönlüme şifa verecek bir haber getirmedi.[908] Kardeşimin getirdiği haber gönlüme şifa vermediği için,[909] onunla kendim buluşup konuşmak üzere[910] geldim'[911] dedim.

Bunun üzerine, Ali bana:

'Sen, geldiğine isabet ettin, akıllılık etfin![912]

Bu zât Allah'ın resûlüdür, hak peygamberdir![913]

Sabahladığın vakit, sen beni takip et!

Ben senin için korkulacak bir şey görürsem[914], ya ayakkkabımı düzeltiyormuşumgibi duvara doğru yönelir dururum;[915] ya da, döküyormuşum gibi yaparım.[916]

Sen, durup beni bekleme, git![917]

Ben geçip gidersem, sen arkamdan gel ve benim girdiğim yere sen de gir!' dedi.[918]

O, gitti, ben de gittim.

Nihayet, o, Peygamber (a.s.)ın huzuruna girdi.

Ben de kendisiyle birlikte girdim.[919]

'Esselâmü aleyke yâ Rasûlallah!' diyerek onu ilk kez İslâm selâmı ile ben selamladım.[920] Bana:

'Sen, kimsin?' diye sordu.

'Gıfâr oğullarından bir adamım' dedim.[921] Kendisine:

'Yâ Muhammedi Sen insanları nelere davet ediyorsun?' diye sordum.

Resûlullah:

'Bir olan ve hiçbir şerîki olmayan Allah'a imana ve putları gidermeye ve benim de Resûlullah olduğuma şehadet etmeye davet ediyorum' buyurdu.[922]

'Bana İslâmiyeti (nasıl Müslüman olunacağını) bildir!' dedim.

Bildirince, hemen oracıkta Müslüman oldum.[923] 'Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlüh=Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki, Muhammed, Allah'ın kulu ve resûlüdür1 diyerek şehadet getirdim.[924]

Resûlullah (a.s.)ın yüzünde sevinç belirdiğini gördüm.[925]

Resûlullah (a.s.):

'Ey Ebu Zer! Sen şimdi bu işi Mekkelilenden gizli tut, memleketine dön, git!' buyurdu.[926]

'Yâ Rasûlallah! Ben dinimi açıklamak istiyorum' dedim.[927]

Resûlullah (a.s.):

'Ben senin hakkında Mekkelilenden endişe ediyorum![928] Öldürülürsün, diye korkuyorum' buyur-du.[929]

'Yâ Rasûlallah! Ben öldürüleceğimi bilsem de, bunu muhakkak yapacağım' dedim. Resûlullah (a.s.), sustu.[930]

'Seni hak dinle peygamber gönderen,[931] varlığım Kudret Elinde bulunan Allah'a[932] yemin ederim ki,[933] Mescid-i Haram'da,[934] onların arasında bunu[935] İslâmiyeti[936] bağıracağım![937] İslâmiyeti haykırarak açıklamadıkça yurduma dönüp gitmeyeceğim' diyerek,[938] Kureyşlilerin Mescid-i Haram'da halkalandıkları, konuştukları sırada[939] Mescid-i Haram'a varıp yüksek sesle:[940]

'Ey Kureyş cemaatı![941] Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlüh=Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki, Muhammed Allah'ın kulu ve resûlüdür!' diyerek bağırdım.[942] Müşrikler:

'Adam sapıttı! Adam sapıttı ![943] Kalkınız yürüyünüz şu Sâbiî'nin üzerine!'diyerek silkinip kalkıverdil-er, beni öldüresiye[944] dövdüler, yere serdiler.[945]

O sırada, Abbas b. Abdulmuttalib yetişip üzerime kapandı ve onlara:

'Yazıklara olsun size! Siz Gıfâr kabilesinden bir adamı öldürüyorsunuz da,[946] onun Gıfâr kabilesinden olduğunu ve tüccarlarınızın Şam'a giden yolunun bunların yurdundan geçtiğini bilmiyorsunuz!?[947] Ey Kuneyş cemaatı! Sizler tüccarsınız! Ticaret yolunuz da Gıfâr yurdunun üzerindedir! Yoksa, siz ticaret yolunuzun kesilmesini mi istiyorsunuz?'[948] diyerek çıkışınca, üzerimden çekildiler,[949] başımdan dağıldılar.[950]

Ertesi günü, sabahleyin, yine, Mescid-i Haram'a vardım.

Dünkü söylediğimin aynını tekrar söyledim.

Onlarda:

'Kalkınız, yürüyünüz şu Sabiı'nin üzerine!' diyerek kalkıverdiler.

Dünkü gibi, yine, öldüresiye[951] dövdüler ve yere serdiler.

O sırada, yine Abbas yetişip, onlara dün söyledikleri gibi söyleyince, bıraktıIar.[952] Beni öldürdüklerini sandılar.

Kalkıp Resûlullah (a.s.)ın yanına vardım.

Resûlullah (a.s.), halimi görünce:

'Ben seni men etmemiş miydim?' buyurdu.

'Yâ Rasûlallah! Bu, kalbimde bir istekti. Ben de onu yerine getirdim1 dedim.

Bir müddet, Resûlullah (a.s.)ın yanında bulundum.[953]

'Ey Allah'ın Peygamberi! Sen ne yapmamı bana emredersin?[954] Yâ Rasûlallah! İstediğini bana emret!' dedim .[955]

Resûlullah (a.s.):

'Emrim sana gelince, onu kavmine haber ver, tebliğ et![956]

Ortaya çıkışımızın haberi sana eriştiği zaman, yanıma gel!' buyurdular."[957]

Bunun üzerine, Ebu Zerri'l-Gıfârî:

"Yâ Rasûlallah! Şimdi ben ev halkımın yanına döneceğim!

Senin savaşla memur olacağın zamana kadar bekleyecek, o zaman, gelip yanına katılacağım!" dedi. Peygamberimiz (a.s.), ona:

"İyi edersin, hemen dön, git!" buyurdu.[958]

Allah ondan razı olsun![959]

0 yorum

Yorum Gönder