5 Şubat 2016 Cuma

A Piece of Paper / Bir Kağıt Parçası - Ahmet Kurucan

Evliliğe ‘bir kağıt parçası’ nazarıyla bakana ne diyebilir, ne anlatabilirsiniz ki?

Geçenlerde bir çiftle karşılaştım. İki yıllık evliler. Anne-babalarından okyanus aşırı uzaklarda bir yerde hayatlarını sürdürüyorlar. Severek evlenmişler. Üniversiteden beri beraberlikleri devam ediyor. Nişanlılık döneminde, küçük bir tartışma hariç hiçbir problemleri yok. Evliliğin ilk cicim aylarında da sıkıntı yok. Kim haklı, kim haksız şimdilik önemli değil. Mühim olan hadiseyi kavramak. Evliliğin daha ilk haftasında şeytan devrede. Öyle fit vermiş ki eşler arasına, düzeltebilene aşk olsun! Kırk yıllık dostluk da, güven esasına dayalı yuva da artık ortada yok.

“Ne olacak; evliliğimiz alt tarafı bir kağıt parçasından ibaret. Beni eşime bağlayan tek şey bu. Bunun haricinde hiçbir kayıtla bağlı değilim. Saygım zaten kalmadı. Sevgi, aşk diyecek olursanız, bir zamanlar belki ama şimdi, içimi yokluyorum, onun da yok olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.”

İtiraf edilen, için dışa yansımasından ibaret bu düşüncelere bakarak, son sözü yani ‘bu evlilik yürümez, boşanma tek çare’ hükmünü şimdiden verebilirsiniz. Ama işin acı tarafı, diğer eş tam aksini söylüyor. Diyor ki: “Ben eşimi seviyorum. Severek evlendik biz birbirimizle. Evliliğimizi, aramızdaki gönül bağını bu seviyeye getirecek hiçbir hatırı sayılır hadise hatırmalıyorum ben. Her evlilikte olan/olacak türden basit tartışmalar, anlaşmazlıklar. Hepsi bu. Ne olur, bir çare bulun.”

Bu işin sonu nereye varır bilemem çünkü nihai kararı kendileri verecekler. Medeni iki insan gibi biraraya gelip, oturup konuşacaklar. Tıpkı evlilik kararı aldıkları günlerde olduğu gibi. O zaman nasıl evlilik kararı aldılarsa, şimdi de boşanma kararı alacaklar, eğer boşanmayı son veya tek çare olarak görürlerse.

Bununla beraber bir-iki hususa işaret edeyim; öncelikle evlilik ‘bir kağıt parçası’ndan, hadi eşin ifadesiyle söyleyeyim ‘a piece of paper’ dan ibaret değildir. Zannediyorum burada kasdedilen evlilik cüzdanı. Ama insaf etmek lazım, evlilik kurumu basit bir cüzdana indirgenmemeli. Kaldı ki indirgense bile, o tek başına bir anlam ifade eder. Şöyle ki; araba alıyorsunuz, trafik idaresinden ruhsat veriyorlar: bir kağıt parçası! Arsa, ev alıyorsunuz, tapu dairesi elinize tapu veriyor; bir kağıt parçası! 8 yıllık ilk öğretim, 3 yıllık lise ya da 5 yıllık üniversiteden mezun oluyor ve diploma alıyorsunuz; bir kağıt parçası! Bunlara kağıt parçası nazarıyla bakabilir misiniz? Elbette hayır. Evet, onlar bir kağıt parçasıdır ama bir şeylerin delilidir; arabanın, evin, arsanın, tahsilinizin delili, sizinle onlar arasındaki irtibatı gösteren, aidiyet ifade eden bir delil hem de.

İşte evlilik cüzdanı da bir kağıt parçası olmakla beraber aynen eşler arasında aidiyet ilişkisini beyan eden bir delildir. O, kadın ve erkeğin birbirleri ile olan özel ilişkisini anlatan belge. O kadar çok getirisi var ki o belgenin hem kanunlar, hem vicdan, hem de Hak önünde. Ailevi münasebetinize onunla cevaz bulur, kanunen suçlu olmaktan kurtulur, hak katında da şehvet duygusunu usulünce kaza ettiginiz için sevap kazanırsınız. Çocuklarınıza onunla anne-baba olursunuz. Mirasa onunla hak kazanırsınız. Kadın-erkek beraber aynı evde yaşayan insan olmanıza, meşruiyet açısından ancak bununla izah getirirsiniz. Ve daha neler…

Sözü uzatmaya gerek yok, evlilik cüzdanına bir kağıt parçası olarak bakma, bu bakış açısına sahip kişinin evlilik kurumunu ciddiye almadığının bir göstergesidir. Her şey beklenir bu tiplerden. Eşini başkaları ile aldatmadan, mutluluk ve huzuru her hal ü karda dışarıda aramaya varıncaya kadar.

İki; çok açık ve net; tek taraflı sevgi, saygı, hürmet ve aşkın var olduğu bir yuvada, evlilikten maksut olan mutluluk ve huzur yakalanamaz. Çünkü -teşbih babında haydi oyun diyelim evliliğe- bu kadın ve erkek iki kişi ile oynanan ciddi bir oyundur. Bir tarafın mızıkçılık yapması oyunu bozar. Yolun başında, ortasında, sonunda neresinde olursa olsun, tek taraflı bir irade ile kadın veya erkeğin ‘ben yokum, oynamak istemiyorum’ demesi gibidir bu. Bu safhada karşı tarafın ısrarla oyuna devam etmek istemesi bir anlam taşımaz.

Eşlerin geçimsizliğine sebep teşkil eden hadiselerden hiç dem vurmaya gerek görmüyorum. Çünkü bu ailede asıl problem, nedendir bilmem ama tek taraflı sevginin ve saygının kaybedilmiş oluşu. ‘A piece of paper’ bu bakışın ortaya çıkardığı bir sonuç. Dikkatinizi çekerim, sonuç diyorum, sebep değil. Karıştırmamak lazım.

Başta söyledim, bir kere daha söyleyeyim; nihai karar eşlere kalmış. Kendilerini evliliğe götüren nişanlılık döneminden boşanmaya kadar geldikleri iki-üç yıllık süreci birlikte gözden geçirsinler ve nereden nereye ve neden deyip, mevcud duruma izah getirmeye çalışsınlar. Eğer gerçek sebebi bulabilirlerse, izalesine gitsinler. Aksi takdirde cehennemnümun azab hayatını sonlandırmak için Kur’ani prosedürü takip ederek ayrılmayı masaya yatırsınlar.

Sadece bir hatırlatma: Kur’an buyuruyor ki: “Onlarla hoşça, güzelce geçinin. Şayet onlardan hoşlanmayacak olursanız, olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa 4/19)



Ahmet Kurucan

0 yorum

Yorum Gönder