1 Ocak 2016 Cuma

İlmihal 6

HADİSTE GEÇEN “GİYİNMİŞ ÇIPLAKLAR” İFADESİ NE MANAYA GELMEKTEDİR?

Bir kadının dışarıda giymesi gereken elbise; el ve yüz hariç bütün vücudu örtücü, geniş, altını gösterecek kadar şeffaf olmayan, dikkat çekmeyen ve lükse girmeyen bir elbise olmalıdır. Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyururlar: صِنْفَانِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ لَمْ أَرَهُمَا: قَوْمٌ مَعَهُمْ سِيَاطٌ كَأَذْنَابِ الْبَقَرِ يَضْرِبُونَ بِهَا النَّاسَ. وَنِسَاءٌ كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ مَائِلَاتٌ مُميلَاتٌ رُءُوسُهُنَّ كَأَمْثَالِ أَسْنِمَةِ الْبُخْتِ الْمَائِلَةِ لَا يَدْخُلْنَ الْجَنَّةَ وَلَا يَجِدْنَ ريحَهَا وَإِنَّ ريحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ كَذَا وَكَذَا “Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanlar; giyinmiş, çıplak kadınlar ki bunlar Allah’a taatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu kadınlar cennete girmek şöyle dursun, kokusunu dahi almazlar. Hâlbuki onun kokusu şu kadar uzak mesafeden duyulur.”[1]

Hadiste geçen كَاسِيَاتٌ “giyinmiş kadınlar”, عَارِيَاتٌ da “çıplak kadınlar” demektir. Kadın, hadiste iki zıt vasıfla tavsif edilmektedir: “Giyinmiş fakat çıplak kadın.” Âlimlerimiz, bunu iki şekilde açıklarlar: Birincisi, elbise giymiş fakat kadınlık yönlerini ortaya koymak için bazı yerlerini de açmış olan kadınlar; ikincisi, giyinmiş fakat dar giyindiğinden veya kırıtıp durduğundan, gereken iffetli davranışı ortaya koyamayan kadınlar.[2] Evet, başını örttüğü, üzerine elbise giydiği hâlde bir kadın; hâli, davranışları, süslenmesi, dar giyinmesi, makyajı, örtülmesi gereken yerleri örtmemesi vs. ile tesettürlü bir kadından beklenen özellikleri yansıtmıyorsa o da bu hadis-i şerifin kapsamına girer. Bu tür kadınlar için şöyle bir ifade kullanabiliriz: Bunlar başörtülü ama tesettürsüzdürler. Günümüzde bilhassa buna dikkat etmek gerekir. Nice başını örtenler vardır ama gerektiği şekilde nezaketli, utangaç bir duruşları yoktur. Başını kapatmıştır ama yüzünde manken gibi bir makyaj vardır. Başını kapatmıştır fakat kolları açıktır veya dar bir pantolon giymiştir. Başını kapatmıştır ama hâli tavrı, baş örtüsüne yakışmayacak tarzdadır. Bu da onların iffetlerine zarar verir.

Evet, bir kadın, sadece mahremlerinin yanında olmaları gerektiği şekilde dışarıda dolaşıyorsa, kendini mahremlerinden başkasına beğendirme peşindeyse, ehl-i dünyaya özenip bezenerek geziyorsa, hadis-i şerifin ifadesiyle cennetin kokusunu duyamama tehdidiyle karşı karşıya demektir.

Görüldüğü gibi kadının sadece örtülmesi gereken yerlerini örtmesi yetmemekte, bu örtünün aynı zamanda dar, şeffaf ve ben buradayım dedirten cinsten olmaması, aynı zamanda lükse girmemesi de gerekmektedir. Öyleyse, dışarıdaki bir kadın için en güzel giysi; el ve yüz hariç bütün vücudu örten, sade, bol ve dikkat çekmeyen giysidir. Unutulmamalıdır ki örtünmek demek sadece başı kapatmak demek değildir. Örtünmek, kadının iffeti temsil etmesi, kadının kadınlığını cazip bir şekilde ortaya koymaması ve başkalarına fitne unsuru olmaması demektir.

[1] Müslim, cennet 53.
[2] Nevevî, el-Minhâc, 14/110.



HADİSTE GEÇEN “BAŞLARINI DEVE HÖRGÜCÜ YAPANLAR” ANLAMI NEDİR?

Hadis-i şerifte geçen أَسْنِمَةِ الْبُخْتِ ifadesi, “deve hörgücü” demektir. Bu da iki şekilde anlaşılmıştır: Birincisi, kadınların, sarık, ip gibi şeyleri saçlarına ekleyerek ya da saçlarını toplayarak kafalarının üzerine koymak suretiyle başlarını büyük göstermelerini ifade eder. İkincisi, kadınların erkeklere arzu duymaları, bunun için de gözlerini onlara dikmeleri, başları yukarıda hep onları gözetlemeleri manasına gelir.[1]

Saçların topuz yapılıp, saça ip eklenip başın üstüne konmasının sebebi, kibirlenmek ve başını büyük göstermek suretiyle farklı görünmek olduğundan kınanmıştır. Kibirlenme olmasa dahi böyle yapmak mahzurludur zira dikkat çeker ve fitneye sebebiyet verir. Ayrıca, giyimin insan üzerindeki tesiri de dikkate alınacak olursa, böyle bir tarz, mutlaka insanın duruşuna, yürüyüşüne ve başka hislerine tesir edecektir.

[1] Begavî, Şerhu’s-Sünne, 10/272; Ebû’l-Ferec el-Cevzî, Keşfü’l-Müşkil, 1/1031.



MAKYAJ MALZEMELERİNİ KULLANMAK CÂİZ Mİ?

Bir maddeyi kullanmanın câiz olması için içerisinde domuz ürünleri, alkol gibi dinimizce haram kılınmış bir maddenin bulunmaması, sağlığa zararlı ve yapı itibarıyla abdeste mâni olmaması gerekir. Biz hangi markanın hangi ürününde bu haram maddelerin kullanıldığını bilmiyoruz. Ancak edindiğimiz bilgilere göre büyük miktarlarda domuz ürünü kozmetik ürünlerde kullanılmak üzere pazarlanıyor. Dolayısıyla bu konuda ihtiyatlı olmak gerekir. Eğer içindekileri öğrenebiliyorsak ve mahzurlu bir madde yoksa kullanabiliriz. Öğrenme imkânımız yoksa bize düşen o üründen uzak durmaktır.

Eğer kullandığımız ürün vücudumuzun herhangi bir yanında bir tabaka oluşturuyor ve altına suyun geçmesine imkân vermiyorsa, kullanılan madde helâl bile olsa, bizim aldığımız abdest veya gusül sahih olmaz. Bir makyaj malzemesi sağlığa zararlıysa -ki uzun vadede zararlı olduğu biliniyor- dinen de kullanılması uygun olmaz.

0 yorum

Yorum Gönder