21 Ekim 2015 Çarşamba

Gri 5.Hafta Meal

Fetih Suresi 24-28. Ayetler

24. O Allah ki, Mekke vadisinde o (kâfirlere) karşı size zafer bahşettikten sonra[16] onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekti. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

[16.] Âyette sözü edilen zafer, Umre için Mekke’ye kadar gelen Müslümanlara Mekkeli müşriklerin hiçbir şey yapamaması, münafıkların aksi düşüncelerine rağmen Müslümanların güvenlik içinde Medine’de ailelerine dönmeleridir. Ayrıca, Hudeybiye’de varılan anlaşmayla Mekkeliler Medine’yi kendilerine denk bir şehir devleti olarak kabul etmişler ve Müslümanlar, ertesi yıl Mekke’de umrelerini tamamlamışlardır. Anlaşma, barış ortamında İslâm’ın hızla yayılmasının da önünü açmış ve bütün bu gelişmeler, anlaşmanın üzerinden iki yıl geçtikten sonra Mekke’nin kan dökülmeden fethiyle sonuçlanmıştır. (Bkn., not 1)


25. O (kâfirler) inkârda direttiler ve sizi Mescid–i Haram’ı ziyaret etmekten ve bekletilmekte olan kurbanlık hayvanları kesim yerlerine ulaştırılmaktan alıkoydular. Eğer (Mekke’de) kendilerini tanımadığınız ve (savaş olması durumunda) çiğneyip geçeceğiniz, dolayısıyla onlar sebebiyle başınıza istenmedik şeyler gelebilecek mü’min erkekler ve mü’min kadınlar bulunmamış olsaydı, (Allah, ellerinizi o kâfirlerden çekmezdi. Ama Allah, Mekke’deki mü’minlerin canlarını bağışlamak ve Mekkelilerin çoğunu da bilâhare İslâm’la şereflendirmek suretiyle) dilediği kimseleri rahmetine nail etmek için böyle takdir buyurdu. Ama (Mekke’de mü’minlerle kâfirler) birbirlerinden seçilip ayrılmış olsalardı, küfredenleri elbette gayet acı bir cezaya çarptırırdık.

26. Küfredenlerin, kalblerine (enaniyet, kabilecilik ve düşmanlıktan kaynaklanan) fanatizmi, Cahiliye fanatizmini yerleştirdikleri o demde Allah, Rasûlü’nün üzerine ve mü’minlerin de üzerine sekinesini (iç huzuru ve güven kaynağı olan rahmetini) indirdi ve takva kelimesini (Allah’ın kalblerinde var ettiği iman ve itaat ruhunu) onların ayrılmaz yoldaşı yaptı. Onlar, esasen buna bütünüyle ve (başka herkesten) daha lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.

27. Gerçek şu ki Allah, Rasûlü’nün gördüğünü[17] tasdik eder ve onu mutlaka gerçekleştirecektir. İnşaallah[18] tam bir emniyet içinde mutlaka Mescid–i Haram’a gireceksiniz; kiminiz saçlarınızı tamamen kestirecek, kiminiz ise kısaltacaksınız, [19] bütün bunları yerine getirirken hiçbir korku da duymayacaksınız. Ama Allah sizin bilmediklerinizi bildiği içindir ki, ondan önce size pek yakın bir zafer nasip buyurdu.[20]

[17.] Rasûlüllah’ın gördüğü konusunda bkn: Not 1.

[18.] İnşaallah ifadesinin burada üç manâsı vardır:

• Kâinattaki ve insanlık tarihindeki bütün olup–bitenler gibi, Mescid–i Haram’a girmeniz de, ne sizin ne de Mekke müşriklerinin istemesiyle değil, ancak Allah’ın dilemesiyle gerçekleşecektir. Dolayısıyla, Allah Rasûlü’ne bu yıl oraya neden giremediğinizi sormayın.

• Gelecekte yapacağımız, yapmaya niyetlendiğimiz her şeyi Allah’ın Meşietine havale etmeli ve “inşaallah yapacağım” demeliyiz. (Bkn: Kehf Sûresi/18: 23.)

• Müslümanlar henüz Mescid-i Maram’a giremeden içlerinden bazıları vefat edebilir veya Mescid–i Haram’a girecek Müslümanlara katılamayabilirler.

[19.] Hac veya Umre’de Müslüman erkekler, bu ibadetlerin bitiş alâmeti olarak saçlarını ya tamamen kestirir veya kısaltırlar. Tamamen kestirmek daha sevaplıdır. Kadınların ise saçlarının ucundan biraz kesmeleri yeterlidir. Bu sebeple âyet, Müslümanların Mescid-i Haram’a ulaşmakla kalmayıp, emniyet içinde Umre ziyaretlerini tamamlayacaklarını da müjdelemektedir.

[20.] Bu zafer, daha sonraki hadiselerin gerçek bir zafer olduğunu ispat ettiği Hudeybiye Anlaşması olsa gerektir. (Bkn: not 1.)

28. O Allah, Rasûlünü doğrunun ve doğruya giden yolun ta kendisiyle ve (hakkaniyet, doğruluk ve adalet üzerine oturan) Hak Din’le gönderdi ki, o Hak Din’e başka her din ve sistemin üstünde bir mevki versin. [21] (Va’dinin doğruluğuna ve Rasûlü’nün risaletinin hakkaniyetine) şahit olarak Allah yeter.

[21.] Açıklama için bkn: Tevbe Sûresi/9: 33, not 9.

0 yorum

Yorum Gönder