14 Ekim 2015 Çarşamba

Gri 4.Hafta Hadis

1 Hadis

Semure ibni Cündeb (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) çok defa ashabına rüya göreniniz var mıdır diye sorardı. Gördüm diyenin rüyasını da Allah’ın istediği şekilde yorumlardı. Bir sabah bize şöyle buyurdu: “Dün gece rüyamda bana iki kişi gelerek haydi yürü dediler. Ben de onlarla beraber yürüdüm. Yolda yere uzanmış bir adam ile karşılaştık. Elinde bir
kaya parçası bulunan bir başka adam onun başı ucunda ayakta duruyor, elindeki kayayı uzanmış adamın tepesine indiriyor, başını yarıyordu. Taş da yuvarlanıp gidiyordu. Adam taşı arkasından koşup alıyor, o geri gelinceye kadar ötekinin başı iyileşiyor, eski haline geliyordu. Adam böylece ilk yaptığı hareketi aynen tekrarlayıp duruyordu. Ben yanımdakilere Sübhanallah bu nedir? dedim. 

“Yürü yürü” dediler. Yürüdük, derken sırtüstü yatmış bir adamın yanına vardık. Başucunda bir adam elinde demir kancası ile duruyor, yatan adamın yüzünün bir tarafına gelip kancasıyla ağzının burnunun ve gözünün bir kısmını ensenine kadar yaralıyor, sonra öbür tarafına geçip orasını da aynı şekilde parçalıyordu. Bir taraf parçalanırken diğer taraf eski halini alıyordu. Adam da
sürekli olarak aynı işi yapmaya devam ediyordu.
“Sübhanallah, bunlar nedir?” dedim.
“Yürü, yürü” dediler. Yürüdük, fırın gibi bir binaya vardık. Orada ne söylendiği anlaşılmayan çığlıklar, gürültüler birbirine karışıyordu. İçeride çıplak erkekler ve kadınlar olduğunu gördük. Aşağıdan yükselen alevler vücutlarını sarıyor ve hep birlikte çığlıklar koparıyorlardı. Yanımdakilere bunlara ne oluyor?” dedim.
“Yürü, yürü” dediler. Yürüdük, nihayet bir nehre vardık ki suları kan renginde idi. Nehrin içinde bir adam yüzüyor, kıyısında da yanına birçok taş yığmış başka bir kimse duruyordu. Nehirde yüzen adam bir süre yüzdükten sonra kıyıya gelip ağzını açıyordu. Kıyıda duran adam da ağzının içine bir taş atıyor, o da geri dönerek yüzmeye devam ediyordu. Sonra dönüp yine kenara geliyor, ağzını açıyor, öteki de ağzına bir taş daha atıyor, o da atılan taşı yutarak geri gidiyordu. Yanımdakilere
bunlar nedir böyle dedim. Bana yürü yürü dediler. Yürüdük, gayet çirkin bir adamla karşılaştık. Yada hayatında gördüğün en çirkin yüzlü gibiydi durmadan ateş yakıyor ve etrafında dolanıp duruyordu.
“Bu nedir?” dedim, “Yürü, yürü” dediler. Yürüdük, bir süre yürüdükten sonra içinde her türlü bahar çiçekleri bulunan geniş yemyeşil bir bahçeye vardık. Bahçenin ortasında uzun boylu bir adam vardı, o kadar ki, göğe uzanan başını neredeyse göremeyecektim. Adamın etrafında daha önce hiç görmediğim kadar çok çocuk vardı. Yanımdakilere, bu adam ve bu çocuklar nedir? Dedim.
“Yürü, yürü” dediler. Gitgide büyük bir ağaçlığa vardık. Ben onun kadar güzel ve geniş bir ağaçlık görmemiştim. Yanımdakiler bana bu ağaca çık dediler. Birlikte bu ağaca çıktık ve ilerledik ve böylece binalarının tuğlaları altın ve gümüşten olan bir şehre yükseldik. Şehrin kapısına varıp açılmasını istedik. Kapı açıldı, içeri girdik. Bizi karşılayan adamların vücutlarının yarısı bugüne kadar gördüklerinizin en güzeli, diğer yarısı ise en çirkini olan bir takım adamlardı. Yanımdaki iki kişi onlara: “Gidin şu nehre dalın” dediler. Baktım ki suları pırıl pırıl parlayan enine doğru akan bir nehir saf süt gibiydi, hepsi bu nehre girip çıktılar. Çirkinlikleri tamamen kaybolmuş hepsi de son derece güzelleşmişlerdi. Rasûlullah sözlerine şöyle devam etti: “Yanımdakiler bana burası Adn
cennetidir ve senin konağın da şurasıdır” dediler. Başımı kaldırıp baktım. Beyaz buluta benzeyen bir köşk gördüm. İşte burası senindir dediler. Ben o iki kişiye, “Allah iyiliğinizi versin, bırakınız da ben oraya gireyim” dedim. “Hayır, şimdi değil, nasıl olsa ileride oraya gireceksin” dediler.
Bunun üzerine ben, “Bu gece hayret verici çok şeyler gördüm, bunlar ne idi?”diye sordum. Onlar da anlatalım dediler ve anlattılar. “İlk önce gördüğün kafası taşla ezilen adam yok mu, o Kur’an’ı öğrendiği halde terk eden ve uykuyu farz namaza tercih eden kimsedir. Şakakları burnu ve gözleri demir çengelle yarılıp yüzülen adam evinden çıkıp her tarafa yalanlar yayan kimsedir. Fırın içindeki çıplak erkek ve kadınlar ise zina eden kimselerdir. Nehirde yüzüp yüzüp de taş yutan adam ise faiz yiyen kimsedir. Yanındaki ateşi sürekli yakıp etrafında dolaşıp duran çirkin görünüşlü kişi
cehennem görevlisi Malik’tir. Bahçedeki uzun boylu adam İbrahim (a.s.)’dır. Etrafındaki çocuklar ise İslam fıtratı üzere ölen veya fıtrat üzere doğan çocuklardır. Peygamberimizden bunları dinleyen Müslümanlardan biri, “Müşrik çocukları da bunlara dahi midir? diye sordu. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), “Müşrik çocukları da bunlara dahildir” buyurdu. “Vücutlarının yarısı güzel, yarısı çirkin adamlara gelince, bunlar hem kötü hem de iyi amel işleyen kimselerdir. Allah onların kötülüklerini bağışlamıştır.” (Buhari,Ta’bir, 48)

0 yorum

Yorum Gönder